Yine Gazze, Yine Ölüm
Yine Gazze, Yine Ölüm
04 Nisan 2017 Salı

Ortadoğu’nun diğer coğrafyalarındaki akan kanın sebeplerini anlamaya çalıştığımız ve Suriye ile Irak özelinden düşünmeye odaklandığımız bir sırada, tüm sorunların temelinde yatan asıl konu yeniden kendini ortaya koydu: Filistin ve işgal sorunu!

Filistin toprakları yine kan ağlıyor. Kaçırılan İsrailli üç illegal yerleşimci gencin faili meçhul bir cinayete kurban gitmesi ardından, İsrail işgal rejimi, boş bir alanda bulunan cesetlerin sorumluluğunu alelacele Filistinli Hamas’a atarak Filistin halkının üzerine bomba yağdırmaya başladı.

Filistin tarafı ve özellikle Hamas, bu olayla hiçbir şekilde alakası olmadığını ifade ettiği ve hiçbir Filistin grup bu saldırıyı üstlenmediği halde, İsrail işgal rejimi olayları saptırarak bildik katliam politikasına başladı. Eylemleri açıkça üstlenme konusunda herhangi bir çekingenliği olmayan Filistinlilerin bu eylemi reddetmeleri bu yönüyle ciddiye alınacak ve inanılacak tek seçenek.

muhammedBuna karşın Yahudi yerleşimcilerin 17 yaşındaki Muhammed Ebu Hudyar’ı kaçırıp benzin içirdikten sonra diri diri yakmaları olayı, son aylarda sınır tanımayan yerleşimci terörünü gözden kaçıramayacak canlı bir vahşet olarak ortada duruyor. Olayla hiç ilgisi olmadığı halde Gazze’nin hedef alınması, İsrail işgal rejiminin bildik taktiği olarak görünüyor. Kendi yasa dışılıklarını unutturmaya çalışan Siyonist liderler, bölgedeki gerilimi kendileri için avantaja dönüştürmeye çabalıyor. İşgal rejiminin en bildik diğer taktiği ise, dikkatleri başka yöne çekip olayları “terör” meselesi haline getirmek ve yaptığı katliamları terörle mücadele adına yaptığı yalanını uydurmak.

Saldırıların zamanlaması ise ipuçları ile dolu. Herkesin hatırlayacağı gibi bundan bir ay önce Hamas ve Fetih anlaşarak ortak bir teknokrat hükümet kurdu. Filistin iç barışı açısından büyük bir adım olan bu hamle, İsrail ve dostları tarafından nefretle eleştirilmişti. Filistin’in kendi içinde bölünmüşlüğünün sona ermesi, sadece gereksiz bir enerji kaybını önlemekle kalmamış, barış masasına daha güçlü bir şekilde oturmalarını sağlamıştı. Dünyanın tüm sağduyulu çevrelerinde sevinçle karşılanan bu adım, Filistin davasının bir adım daha ilerlemesi ve barışın gelmesi açısından İsrail ve ABD’yi mutlu etmemişti. Bu iç barışı sabote etmek için Hamas’ı terörle yeniden damgalayıp Fetih’i bu uzlaşmadan çekilmeye zorlamak İsrail’in ikinci hamlesi olacaktı ki, üç Yahudi yerleşimcinin faili meçhul bir cinayete kurban gitmesi aranan bahaneyi sundu.

Öte yanda Gazze halihazırda uzun zamandır dünyanın en büyük açık hava hapishanesi konumunda. Son zamanlarda ise Mısır’da meydana gelen askerî darbenin ardından Gazze’nin dünyaya açılan kapısı olan tünellerinin büyük bir kısmı kapatıldı. Böylesi bir yoksunluk içinde, İsrail işgal rejiminin Gazze’ye yönelik askerî operasyonu zaten büyük bir dramın yaşandığı Gazze’yi Ramazan ayı içerisinde daha da zor şartlara düşürecek.

Operasyonun ilk günlerinde askerî alanları vuran İsrail işgal güçleri, son birkaç gündür sivil hedefleri, evleri ve camileri de vurmaya başladı. Yapılan bombalamalarda sadece savaşçılar hayatını kaybetmiyor. Onlardan daha fazla siviller İsrail bombardımanlarının kurbanı olurken binlercesi de yaralanıyor. Tüm bunlar yaşanırken ambargo altındaki Gazze’de, sadece zorunlu insani ihtiyaç maddeleri değil aynı zamanda ilaç sıkıntısı da tekrar baş gösterdi.

Gazze, uluslararası hukuka göre Filistin’in bağımsız bir parçası olsa da İsrail işgal rejiminin aklına her estiği zaman operasyon düzenlediği bir tatbikat sahası gibi görülüyor. Bu tatbikat sahasında en yeni silahlar ve savaş teknolojileri canlı hedefler üzerinde deneniyor. Amerikan yönetiminin ve tüm Batılı ülkelerin “güvenlik” gerekçesinin arkasına sığınarak olumladığı İsrail saldırganlığı, Filistin’deki işgal sorununu açmaza düşürmekle kalmayacak, bahane olarak kullanılan güvenlik sorununu daha da büyütecek.

Tüm bu yaşanan vahşet karşısında başta Türkiye olmak üzere, İslam dünyasını harekete geçmeye çağırıyoruz. Saldırıların durdurulması konusunda uluslararası bir baskı oluşturulmasını talep etme dışında bir seçeneğimiz görünmese de, İsrail saldırganlıklarını en azından vicdan dünyamızda mahkûm ediyoruz.

Mavi Marmara Derneği © 2016. Tüm Hakları Saklıdır.