Goldstone'un gudubeti ve arsız U-Dönüşü
Goldstone'un gudubeti ve arsız U-Dönüşü
2011-04-07 08:37:05

“Eğer şimdi bildiklerimi o zaman bilseydim, Goldstone raporu çok farklı bir rapor olurdu” ifadesi Yargıç Richard Goldstone’un The Washington Post’taki çok-tartışmalı başyazısının girişi. Editörün metini değiştirdiğini ve orijinal cümlenin “Eğer raporun çok-sevgili İsrail’im ve Güney Afrika’daki Yahudi cemaatim gözünde beni bir özüne-nefretli Yahudi’ye dönüştüreceğini bilseydim, Goldstone raporu en baştan yazılmazdı” şeklinde olduğuna dair kuvvetli bir duyguya sahibim. Eğer asli cümle bu değilse, kesinlikle Goldstone’un makalesinin altından geçen yazı budur. Bu arsız U-Dönüşü bir haftada olmadı. Yargıca karşı neredeyse 1,5 senelik korkutma-yıldırma ve küçük düşürme kampanyalarının ardından geldi. Benzeri kampanyalar, AIPAC’in İsrail Devleti’yle yasadışı bağlantılarını ortaya çıkaran cesur çabaları nedeniyle siyaseten bitirilen ABD Senatörü William Fullbright’ı da yok etmek için de yürütülmüştü. Daha 2009 Ekim’inde Goldstone CNN’e “İsrail’e büyük bir aşkım var” ve “Birçok İsrail amacına hizmet ettim ve bunu sürdürüyorum” demişti. Aşkını ilan ettiği zaman yeni bir kanıtı olmamasına rağmen(artık var olduğunu söylüyor), insan BM Komisyonu’nun diğer üyeleriyle birlikte orijinal raporunu yazarken öğrendikleriyle bu aşkın en azından neden biraz zayıflamadığını merak ediyor. Ancak en kötüsü daha gelmemişti. Tam bir sene önce 2010 Nisan’ında ona karşı yürütülen kampanya yeni bir zirve yaptı ya da daha doğrusu yeni bir dip. Güney Afrika Siyonist Federasyonu Başkanı Avrom Krengel, “Yahudi halkına onulmaz zararlar verdiği gerekçesiyle” kendi torununun sünnetine Goldstone’un katılımını engellemeye çalıştı. Güney Afrika Siyonist Federasyonu, tören esnasında sinagog dışında gözcülük yapma tehdidinde bulundu. Daha da beteri Güney Afrika Baş Hahamı Warren Goldstein’ın müdahalesi oldu. Goldstein, Goldstone’u “İsrail Devleti’ne büyük zarar verdiği için” yerden yere vurmuştu. İsrail Kanal 2’sinin 3 Nisan tarihli haberine göre, geçen Şubat’taki yayınlanmayan bir söyleşinde Goldstone “Hamas savaş suçu işledi, İsrail işlemedi” dedi. Bu yetmezdi. İsrailliler daha fazlasını istiyordu. Okuyucular, “Yani?” diyebilir ve “Goldstone neden ateşe dayanamadı” diye sorabilir. Güzel sorular ancak Yahudi cemaatlerinin Siyonistleşmesi ve Yahudiliği Siyonizm’le bir tutan hatalı özdeşlik, liberal Yahudileri, İsrail ve onun suçlarına karşı çıkmasını engelleyen güçlü bir caydırıcıdır. Şimdi ve sonrasında birçok liberal Yahudi, zincirlerini kıracak ve korku yerine vicdanlarının sesini dinleyecek. Buna rağmen birçoğu, İsrail söz konusu olunca, “nihayetinde herkesin ilahi affa uğrayacağına dair (üniversalizm)” eğilimlerine çok uzun süre tutunamıyor. “Özüne-Nefretli Yahudi” olarak adlandırma riski ve beraberinde getirdiği dallanmaların gerçekliği onlar için korkutucu bir gelecek. Bu tarz bir terörü yaşamadan, gücünü anlamak mümkün değil. Sadece haftalar önce, İsrail ordu istihbaratı İsrail’i yurtdışında “gayrimeşrulaştıran” özel ve tüzel kişilikleri izlemek, savaşmak ve avlamak yeni özel bir birim oluşturdu. Bunun ışığında, belki de çok az bir kısım zayıf-yürekli, İsrail’e karşı çıkmanın buna değmeyeceğini hissetmiş olabilir. Bunu söylediği an, Goldstone’un onlardan biri olduğunu anlamamız gerekirdi. Raporuna rağmen hala Siyonist’ti. Bu “Siyonist” sıfatı, sanıldığından çok daha fazla anlam taşır ve içi doludur. Eğer ırkçı İsrail Devleti’nin ideolojisine karşı çıkarsanız Siyonist olamazsınız. Devletin belirli suç politikasını azarlayıp ideolojiyle o politika arasındaki bağlantıyı görmezden gelerek hala Siyonist kalabilirsiniz. “Ben bir Siyonist’im”, 2009 Goldstone Raporu’nu kabul edemeyecek zihinsel bir çerçeveye sadakatin ifadesidir. Ya Siyonist olursunuz ya da İsrail’i savaş ve insanlığa karşı suçlarla suçlarsınız. Aynı anda ikisini yapmaya kalkarsanız er geç patlarsınız. Bu, Goldstone’un “Benim Hatam(Mea Culpa)”ın yeni gerçeklerle alakası olmadığı açıktır. İnkârının nedenini açıklayan “kanıt”ı inceleyen herhangi biri bunu görebilir. Dürüst olmak gerekirse, İsrail’in Gazze’de savaş suçları işlediğini bilmek için uluslararası hukuk üzerine uzman olmaya da gerek yok. Goldstone’un raporunun öncesinde ve sonrasında, Sessizliği Kırmak (Breaking The Silence) ve BM temsileri gibi kurumların yerinde görerek bildirdikleri bunu doğruluyor. Tek kanıt o rapor değildi ki. Ekranlarımızdaki resimler ile görüntüler ve orada bizatihi şahit olduklarımız, kolektif bir cezanın; öldürme, yaralama ve sakat bırakma amaçlı suçlu bir politikanın yegâne hikâyesini anlatır. İsrail Savunma Bakanı Yardımcısı Matan Vilnai, 29 Şubat 2008’de Gazze halkına “Filistinliler, başlarına Soykırım(Holocoust) getirecekler” diye söz vermişti. Goldstone’un öne sürdüğü tek bir kanıt parçası var. O da savaş suçu şüphesi bulunan olaylardan sadece birinin hala araştırılan İsrail ordusunun hatası nedeniyle olduğu yönündeki İsrail ordu araştırması. Olay bu olmalı! Filistinlilerin kitlesel cinayetlerin bir “hata” olduğuna dair İsrail ordusu iddiası. İsrail Devleti’nin kurulduğu günden bu yana, on binlerce Filistinli İsrail tarafından terörist oldukları gerekçesiyle ya da “hatayla” katledildi. Yani bin 400 cinayetten 29’u mu şansız bir hata sonucuymuş? Düzinelerce yasa dışı cinayet ve katliamdan sadece birine odaklı İsrail ordusunun iç araştırmasına dayanan raporun gözden geçirilişine sadece ideolojik sadakat bir temel sağlayabilir. Yani Goldstone’un bu makaleyi yazmasının nedeni yeni bir kanıt filan değildir. Siyonist kucağa oturma arzusu ona bu gudubet ve hatalı makaleyi yazdırmıştır. Bu İsrail’e karşı sözlerini yumuşatırken Hamas’a karşı kullandığı dili sertleştirmesinde de açıkça görülüyor. Bunun kendisini İsrail’in haklı öfkesinden temize çıkaracağını umuyor. Fakat çok yanlış düşünüyor, çok yanlış. Yazının yayınlanmasından sadece saatler sonra İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak, Başbakan Benyamin Netanyahu ve tabi ki Nobel Barış Ödüllü Başkan Şimon Perez, Goldstone’u hayatta yeni bir rolle görevlendirdi. Yeni ve dindar İsrail’in hizmetinde bir yerleşkeden diğerine ve bir kamu duruşundan diğerine hoplaması bekleniyor. Kabul etmemeyi seçebilir fakat o zaman misilleme olarak torununun sünnetine katılmasına izin verilmeyebilir. Goldstone ve meslektaşları çok detaylı bir rapor yazdı fakat sonuçlarında çok çekingen davrandılar. İsrail ve Filistin insan hakları örgütlerinin çizdiği resim çok daha korkunçtu. Vahşetin büyüklüğünü aktarmada başarısız hukuki ve klinik dildeki rapor, resmi çok daha az betimliyordu. Goldstone’un kendisinden bile fazla raporun sonuçlarını kavrayan batılı kamuoyu oldu. İsrail’in uluslararası meşruluğu emsalsiz bir darbe aldı. Sonucun bu olmasından kendisi de afalladı. Daha önce bu filmi gördük. 1980’lerin sonunda İsrailli tarihçi Benny Morris, Filistin’in 1948’teki etnik temizliğine dair benzer bir şey yazdı. İsrail’in kimliği, öz-imajı ve ortaya çıkardığı arşivsel malzemenin doğasının önemli sonuçlarına işaret edenler Edward Said, Nur Masalha ve Velid Halidi gibi Filistinli akademisyenlerdi. Baskı altında Morris dizüstü çöktü ve kabileye geri dönmeyi istedi. “Hata ettim”de o kadar ileri gitti ki Arap ve Müslüman düşmanı bir ırkçı haline geldi. Arapları kafeslere kapatmayı ve etnik temizlik yapılmasını önerdi. Goldstone da bu yöne pekâlâ gidebilir. En azından İsraillilerin istediği bu. Profesyonel olarak gerek Morris gerekse de Goldstone (The Washington Post’taki yazısıyla), İsrail’in eylemlerinin sonuçlarıyla değil niyetleriyle yargılanabileceği duruşuna avdet etmeye çalıştı. Bu nedenle her iki durumda da İsrail ordusu, bu niyetlerin gerçekte ne olduğunu bilmek için tek güvenilir kaynak olacaktı. Dünyada çok az saygın ve zeki insan, böyle gudubet bir analizi ve açıklamayı kabul edebilir. Goldstone, Morris’inki gibi ultra-Siyonizm manyaklığı eşiğine henüz gelmedi. Fakat eğer dikkatli olmazsa, gelecekte onu Morris ve (Goldstone’un ‘tövbekâr Yahudi’ olduğunu çoktan söyleyen)Allan Dershowitz-severlerle, AIPAC rottweilerlarının (bir köpek türü)  senelik toplantıları ile Hıristiyan Siyonistlerin sapık toplaşmaları arasında mutlu bir yolculuk bekliyor. Uzun vadede dünyanın saygınlığını kazanmak, kısa vadeli Siyonist aşktan daha yeğdir. Filistin dostlarını çok dikkatli seçmeli: Ne zayıf-yürekli olsunlar ne de Filistin’de insan hakları, adalet ve barışın şampiyonluğu yanında Siyonist olduklarını iddia etsinler.

Ilan Pappe, Exeter Üniversitesi Filistin Araştırmaları Avrupa Merkezi Direktörü ve Tarih Profesörü. En son kitabı: “İsrail’de Akademik Özgürlük Mücadelesi”. Bu makale Oğuz Eser tarafından Timeturk.Com için tercüme edilmiştir.

Mavi Marmara Derneği © 2016. Tüm Hakları Saklıdır.