DEVRİMCİ BİR KARİKATÜRİST: NACİ el-ALİ
DEVRİMCİ BİR KARİKATÜRİST: NACİ el-ALİ
2012-02-27 12:24:57

 

Naci el-Ali, 1938 yılında Filistin’in kuzeyindeki Şecere köyünde dünyaya gelir. 1948 yılında 10 yaşındayken ailesi ile birlikte yaşadıkları topraklardan sürgün edilerek Lübnan’daki Aynu’l-Hilva Mülteci Kampı’na yerleşir. Hayatına dair hatıralarını, özlemlerini ve umudunu kalın duvarlar ardında bırakarak yoluna devam eder Naci el-Ali. Omuzlarında esaretinin ağır yükü ve boynunda, bir gün sona ereceğini düşündüğü sürgünün ardından kavuşacağı evinin anahtarı vardır. Mülteci kampının soğuk ve acımasız dehlizlerinde, çizgilerindeki anlamlı duruşuyla milyonlara kırgınlığını ve yitirilen çocukluğunu anlatmaya çalışır. Küçük bir çocukken duvarlara derin çizgiler kazır. Yıllar sonra kendisi ve kendisi gibi iltica ettirilerek insani haklarından mahrum bırakılmış insanları anlatan bir karikatür çizer. 10 yaşına hapsettiği çizgi kahramanı “Hanzala” direnişin sembolü haline gelir. Çizgi karakter Hanzala’nın en belirgin özelliği, yüzünün dünyaya dönük olmasıdır. Naci el-Ali’nin 10 yaşındaki kahramanının yüzünü göstermesi, Filistin’e geri dönmesine ve Ortadoğu’nun bağımsızlığına kavuşmasına bağlıdır. Ellerini arkasında buluşturan Ali’nin Hanzala’sı bu muhalif duruşuyla yaşananları, kalabalığı ve onların kayıtsızlıklarını sessiz bir biçimde protesto eder. Naci el-Ali’nin günleri Sayda’daki bir mülteci kampında, çetin hayat şartları altında ve ülkesine geri dönemeyecek olmanın verdiği acıyla geçer. Sonrasında Beyrut’ta Şatila Kampı’nda kalarak bir süre burada çalışır. 1959’da Lübnan’daki Sanat Akademisi’ne girer, fakat zorlu mültecilik şartları sebebiyle eğitimini tamamlayamaz. Naci el-Ali, Filistin halkının acılarını, içinde bulundukları durumu, mülteci olarak yaşamak zorunda kaldıkları hayatı resmetmeye başlar. Gördüklerini kampın duvarlarına çizer. Ali’nin anlamlı çizgilerini o dönemde el-Hurriyye gazetesi yazarlarından Gassan Kanafani görür ve onun teşvikiyle Naci el-Ali’nin ilk karikatürleri el-Hurriyye gazetesinde yayımlanır. Bu tarihten itibaren Ali, Tali’a, es-Siyase ve es-Sefir gibi dergi ve gazetelerde Filistin topraklarında hüküm süren yıkımı ve kendilerini ifade etme fırsatları kısıtlı olan Ortadoğu’daki mazlum halkların sesini cesur çizgileriyle yükselterek dünyaya duyurmayı kendisine görev edinir. Böylece kitleleri harekete geçirecek, politik olarak da mültecilerde kendi durumlarının farkına vardıracak bir bilinç oluşturacaktır. Kendisini devrimci bir karikatürist olarak nitelendiren Naci el-Ali’nin çizgileri kendi ifadesiyle mağdur halkın gözü, kulağı ve dilidir. Özelde Filistin’de genelde ise Ortadoğu’da yaşanan vahşete karşı duran kahramanı Hanzala’yı çoğunlukla sessiz bir direniş içerisinde görürüz. Onu bir taş atarken veya olaylara müdahale ederken görmeyiz. Bu anlamda Hanzala, aynı zamanda Müslümanların Ortadoğu’daki kıyımlara yönelik sessiz ve tepkisiz duruşlarına karşı bir tepkidir. Naci el-Ali, Hanzala ile Filistin’e, ait olduğu coğrafyaya dair duygu ve hassasiyetlerini dile getirir. Hanzala’nın nezdinde Filistin; Filistinlinin üzüntüsü ve sevinci, hürriyeti ve tutsaklığı, hamaseti, tüm yaralarıyla umudunun bahçesi, batan güneşi, yaşamı ve ölümüdür. Naci el-Ali’nin tek tasası, İsrail vahşeti ve Filistin meselesi değildir. O, dünyada insanlığın onurunu ve değerlerini zedeleyen her türlü harekete çizgileriyle karşı koymaktadır. Filistin’deki kıyımın en kanlı günlerinde İsrail katliamlarının şiddetini Hanzala anlatıyordu. Filistin davası ile özdeşleşen Hanzala, yaşanan katliamı gözler önüne seriyor ve Naci el-Ali’nin derin çizgileri ile İsraillilerin ve dünyadaki diğer kıyımcıların belleklerinde sapan taşlarının tahrip ettiği bir fotoğrafı çiziyordu. Filistin’deki çocukların kol ve bacaklarının kırılması tavsiyesinde bulunan “kemik kıran Rabin”e (İzhak Rabin) bir karşı koyuş ve Aksa İntifadası’ndaki direnişin miğferi oldu Hanzala. Hayatı boyunca dünyada hüküm süren haksızlıklara karşı direniş çizgileri ören ve bu meyanda özelde Filistin ve genelde dünyadaki hak mücadelelerinde yer alan Naci el-Ali’nin cesur çizgileri Siyonistleri rahatsız ediyordu. Her bir çizgisinin zalimlere bir darbe etkisi yaptığı Naci el-Ali’nin hayatına, 22 Temmuz 1987’de Londra’da MOSSAD tarafından son verildi. Ancak arkasında bıraktığı ölümsüz 40 bin çizginin etkileri, dünyadaki tüm haklı direnişlerin sembolü olan Hanzala’nın önderliğinde devam ediyor. Naci el-Ali ait olduğu topraklara kavuşma özlemiyle hayata veda etti. Umarız yakın bir gelecekte onun kalemini devralanların çizgilerinde özgür bir Filistin’i ve de Filistin’in büyüyüp serpilen genç Hanzala’sını görebiliriz. Ayşe Olgun

Mavi Marmara Derneği © 2016. Tüm Hakları Saklıdır.